İçinde bulunduğumuz zor günlerden bir an önce çıkmamız ve şimdiden özlediğimiz günlük rutinimize dönmemiz dileğiyle başlayıp, aynı düşünce ve dilekle bitirmeyi düşünüyorum yazımı…

Öncelikle bir öğretmen refleksiyle belirtmek istedim ki bu zor dönem, bizleri olduğu kadar öğrencilerimizi/çocuklarımızı da etkiliyor. Özellikle sosyal medya paylaşımlarındaki kontrolsüzlüğün, çocuklarımızı süreçle ilgili kaygılara sevk etmesi muhtemel ki bu kaygıların travmatik boyutu da düşünüldüğünde, durumun hassasiyeti bir kez daha kendini gösteriyor. 

Milli Eğitim Bakanlığı‘mızın hassasiyetle sürdürdüğü çalışmalar ortada. Bunun yanında televizyon programlarının rutin akışında da düzenlemeler yapılmalı ve özellikle gündüz kuşağında revizyona gidilmeli. Televizyonların eğitici-öğretici programlar, filmler, belgeseller ve çizgi diziler yayınlaması hem öğrenme durumunun devamını sağlayacak hem de çocukların evdeki sürelerini daha verimli kılmak için etkili bir yol olacaktır. 

Bu süreçte çocuklarımıza ebeveynler tarafından içinde bulunduğumuz durumun bir tatil değil, karantina süreci olduğu psikolojik kurallar çerçevesinde anlatılmalı, konuyla ilgili doğru cümleler kurulmalı ve verilen örneklerde yaş gruplarını da baz alarak doğrudan değil, dolaylı benzetmeler yapılmalı. Buna bağlı olarak velilerimizin konuyla ilgili uzmanların yaptığı açıklamaları takip etmesi, doğru kaynaklardan doğru yazı, makale ve yorumları okuması, bilinçlenme ve çocuklarımızı bilinçlendirme bakımından son derece faydalı olacaktır. Sağlık Bakanlığı‘mızın uyarı ve yayınlarına harfiyen dikkat edilmesi, takip edilmesi ve uygulanması da en önemli hazinemizi, sağlığımızı korumamız açısından yine aynı şekilde gereklidir. 

Unutulmamalı, bu virüs alacağımız tedbirlerden daha güçlü değil…

Öğrenmekten vazgeçmeyin

Mesleki Gelişim Semirlerleri kapsamında Türkiye Özel Okullar Derneği tarafından, derneğin Odakule’deki merkezinde düzenlenen eğitim ve seminerleri deneyimledim, değerli konuşmacıların sunumlarını yerinde gözlemleyip hedeflediğim kazanımları eksiksiz edinmenin mutluluğu yaşadım.

  • 26 Ekim 2019 günü Eğitim Danışmanı Koray Varol’un konuşmacı olduğu “Eğitimde çözüm odaklı yaklaşımlar” adlı seminere öğretmen arkadaşlarımla katıldım. 
  • Eğitmen Ayça Aytaç’ın konuşmacı olduğu “Başarı ve yüksek performans için zihni pozitif kullanma kılavuzu” adlı eğitime de 22 Şubat 2020 günü yine derneğin Odakule’deki merkezinde katıldım ve farklı kurumlardan katılan öğretmen arkadaşlarımla interaktif ve kazanımı bol bir gün geçirdik.   

21 Mart 2020’de katılacağım İstanbul Gelişim Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleşecek #etp20 Eğitim Teknolojileri Konferansı ise, sağlık tedbirleri kapsamında iptal oldu ve heyecanımı bir sonraki ETP’ye saklamak durumunda kaldım. 

Geçtiğimiz dönem, Apple’ın eğitimciler için başlatmış olduğu Apple Teacher programını tamamladım ve Apple Teacher ünvanı aldım. 

 

Kazanım belirleyin ve bu kazanımları edinmek için mücadele edin. Araştırın, okuyun, katılımcı olun… Yaşam boyu öğrenin. Öyle ki Öğretmen, öğrenmeyi keserse öğretmeyi de keser; sabitleşir, yol gösteremeyen bir işaret levhası olur. Öğretmen, öğretmen olabilmek için öğrenci kalmalıdır. Öğrenmekten vazgeçmeyin.

Etkinliklerimiz

Her ne kadar öğrencilerimizin heyecan ve kararlılıkla katıldığı prova süreçlerine rağmen, söz konusu olağanüstü durumdan dolayı gerçekleştiremesek de, planladığımız birbirinden coşkulu etkinlik ve programlarımız oldu. Tüm etkinliklerimizin prova sürecini öğrencilerimizin etkin katılımıyla sürdürdük ve inanıyorum ki aynı coşku ve kararlılıkla ileriki etkinliklerimizi, bu süreci en iyi şekilde yöneterek gerçekleştireceğiz. Bu noktada, günlük eğitim rutinimize dönmek konusundaki özlemimi bir kez daha dile getirmek isterim.

Öğrencilerimiz okulu ve bizleri, bizler de onları ve okulumuzu çok özledik. Buna bağlı olarak ilk paragraftaki dileğimi yineliyor ve yazımı bu düşünceyle sonlandırıyorum.

Sağlıklı günler dilerim. 

Bu yazı, Öğretmen Akademisi Vakfı e-Kampüs blogunda da yayımlanmıştır.