Güzel ülkemde zaten kol gezen kültür karmaşasına her dakika yenisinin eklenmesine hayret bile edemiyorum artık çünkü ne yazık ki alıştık…

Bu halkanın son ürünlerini yorumlayalım…

Geçtiğimiz aylarda gerçekleşen 43. Pantene Altın Kelebek Ödülleri malumunuz sahiplerini buldu. Ödül alanlara kucak dolusu tebrikler.

Fakat…

Bir kategori ve bir isim var ki şaşırmamak elde değil…

Kategori: Fantezi – Halk Müziği…
Ödülün sahibi ise Sibel Can

Fantezi’yi anlarım. Bu dalın harika yorumcularından biridir Sibel Can. Fakat ‘Halk Müziği neyin nesi’ demekten kendimi alamadım. Sibel Can Halk Müziği alanında ödüle layık görülecek ne yapmış, bunu da anlamış değilim. Ancak anladığım bir şey var ki kültürel yoksunluğun tavan yaptığı ülkemde bunlar çok normal. Sibel Can’a sanki türkülerimizin usta yorumcusuymuş gibi Halk Müziği ödülü verdiklerinde nasıl ‘halk’ın sesi çıkmadı, kimse oralı olmadıysa, yarın öbürgün Sabahat Akkiraz’a rock müzik büyük ödülü verildiğinde de yine kimsenin sesi çıkmaz…

Kültürel yoksunluk budur işte. Kendi kültürü, kendi müziği hakkında bir şey bilmemektir. Yorum yapmamak, olan bitene sessiz kalmak, bu gibi durumları bile normal karşılamaktır. Nitekim cehalet sessizleştirir.

Gelelim ikinci konuya…

Yine geçtiğimiz günlerde O Ses Türkiye’de bir yarışmacı Ali Ekber Çiçek ustanın yıllarını vererek olgunlaştırdığı Haydar Haydar adlı eseri seslendirdi. Seslendirebilir, problem yok. Fakat süreç biraz ilginç. Yarışmacı, eseri ilk kez dinlediğini söylüyor ve daha ilk kez dinlediğini söylediği eserin üzerinde adeta tepinerek, üstelik sözleri de tamamen doğru ifade edemeden, bir takım enteresan hareketlerle söyleyebiliyor. Bakın ‘okumak’ kelimesini kullanmıyorum çünkü burada yapılan okumak değil ‘söylemek’tir.

Elbette kimsenin, kimsenin yeteneğine ve sesine yorum yaptığı yok ancak buradaki sorun eserin içinin boşaltılmasıdır. Türkülerimizin her platformda kendine yer bulması harika. Fakat Usta’nın ya da ustalarımızın yıllarını verdiği eseri veya eserleri daha dün dinlediğini söyleyerek bir takım anlamsız hareketler ve yanlış sözlerle okumaya kimsenin hakkı olmamalı diye düşünüyorum.

Başlık, “Müzisyen ‘Berklee’de okudum’ derse” değil, “Her müzisyen ‘Berklee’de okudum’ derse” olmalıymış

Hürriyet Gazetesi Okur Temsilcisi Faruk Bildirici 9 Ocak 2017 tarihli yazısında, bir müzisyenin, verdiği röportajda prestijli bir okul olan Berklee College Of Music‘de okuduğunu söylediği, fakat biraz araştırma yapıldığında durumun hiçte böyle olmadığı, hadisenin küçük bir sertifika programından ibaret olduğunun anlaşıldığını belirtmiş. Sayın Bildirici, yazısında durumu çok güzel özetlemiş fakat yazısının başlığı “Müzisyen ‘Berklee’de okudum’ derse” değil, “Her müzisyen ‘Berklee’de okudumderse” olmalıymış… Öyle ki bu ve benzeri şekilde kendilerine hayali okullar devşiren nice müzisyenler, müzisyenlerimiz vardır… Ah bir araştırılsa…

İnsanlık nedir

Atrium AVM İstanbul Bakırköy’de bulunur. Benim de işim gereği sık sık bulunduğum yerdir Bakırköy. İnsanı duyarlı, atmosferi şekillidir Bakırköy’ün… Yine böyle bir durumun kanıtı vücut bulmuş Atrium’da… Sadece sokak hayvanlarına kapılarını açmakla yetinmemiş Atrium, aynı zamanda üzerinde yatmaları için kartonlar hazırlamış, üzerlerine battaniye örtmeyi de ihmal etmemişler. ‘Havyan giren yere melek girmez’ diyen yanlış yorumculara selam çakmışlar adeta. İşte insanlık budur. Ne mutlu mutlu eden insanlara…