Ona küs, buna gücen, şunu unut, bunu sil… Nereye kadar yahu?

Hayat kısa unutma.

Hemen darılma sevdiklerine, hemen asma suratını, yüzün buz gibi olmasın, kızma önüne gelene.

Hayatın güzelliklerini bil, bilmesende en azından gülmeyi öğret kendine.

Sev, sevil, hoşgörülü ol.

Mutlu ol, mutlu et karşındakini.

Hayata biraz umutla bakmayı öğren, mındar etme ömrünü.

Çalışkan ol hep, tembelliği çıkar hayatından.

Işık dolu gözlerle bak etrafına ki aynı ışık sana da yansısın.

Hayat kısa deyip hayıflanıyorsun ya hep, işte bahsettiğim bu güzelliklerle bakmaya çalışmazsan hayata, sen daha kısasın kusura bakma.

“İyi de bunlar zor be” dediğini duyar gibiyim ama hiç de öyle değil.

Oturup kalkmak, yemek yemek, su içmek, okula, işe gitmek, yürümek, koşmak, başarılı ya da başarısız olmak nasıl senin elindeyse, hayata en aydınlık pencereden bakmakta senin elinde.

“İyi de bunca sıkıntı varken nasıl bakalım o aydınlık pencereden” diyorsun şimdide. Hiç boşuna laf kalabalığı yapma kardeşim, bunu yenmekte senin elinde.

“Peki nasıl” deme, o konuya girersek çıkamayız. Aslında cevabını sende biliyorsun ama kafanı çalıştırmıyorsun işte.

Hep birilerinin iteklemesiyle yürüme, kendinde birşeyler yap. Ne bileyim seçim zamanlarında sandığı iyi kullan mesela.

Eğer varsa, birikimlerini insanlarla paylaş.

Öğrettikçe öğren.

Dene, yanıl. Ama mutlaka dene.

Neyse kısa keselim. Hayat doktorun değilim senin, ama yine de söylediklerimi kulak ardı etme.

Mesela bu hafta bunları uygulamaya çalış. Hayatındaki pürüzlü sayfaların nasıl bir anda bembeyaz olacağını göreceksin.

Hadi sevgiyle kal.