X
Back to the top

Eğitim

Bir dizi etkinlik, bir dizi mutluluk

Eğitim öğretim döneminin dışında bu yaz döneminde de öğrencilerimle birlikteydim. Birlikte birbirinden güzel etkinlik ve çalışmalar gerçekleştirdik. Müziğin toplu zeka alanlarına katkısı da düşünüldüğünde, bu anlamda göstermiş oldukları gelişim ve başarıya şahit olmak harika. Okumaya devam edin...

Bağlama enstrümanının gelişimine genel bir bakış ve müzik eğitiminin zeka alanlarına etkisi

Bağlama enstrümanını incelemek için öncelikle Türk Halk Müziğinin tanımını bilmekte fayda var. Türk Halk Müziği, halk kültürü içinde gelişmiş, zaman içinde derin, mekân içinde yaygın, babadan oğula, ustadan çırağa, kulaktan kulağa intikal ederek günümüze kadar gelmiş halk ezgilerinden oluşmaktadır. Okumaya devam edin...

Her güzellik paylaştıkça çoğalsın

Zaman zaman gündemle ilgili, zaman zaman kültür sanatla ilgili bir şeyler karalıyor, ifade anlamında fazlasıyla önemsediğim “yazı yazma durumunu” ister bir kişi, ister bin kişi olsun sizlerle buluşturuyor olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Önemli olan yazdığınız yazıların kaç kişi tarafından okunduğu değil. Önemli olan yazabilmeniz, üretebilmeniz. Yani benden söylemesi, acaba yazımı kaç kişi okuyor diye düşünerek yazı yazıyorsanız, işiniz zor… O beyniniz var ya o beyniniz, işte o zaman özgürce üretmeyi durdurur, sürekli olarak belirli sığ amaçlar uğruna bir şeyler yapar ki bunun adı da ortaya bir şeyler koymak olmaz. Siz iyisi mi o yazıyı sadece siz bile okuyacak olsanız durmayın, yazın. Araştırın, üretin. Korkmayın, özgür düşünün. Okumaya devam edin...

Türk müziğinin çok seslendirilmesi bağlamında oda müziği

Müzik eğitiminin amaçlarından biri de, kendi müzik kültürümüzün yanında evrensel müzik kültürlerinin tanıtılması ve öğretilmesidir. Evrensel müzik kültürünün bir boyutu olan çok seslilik ise, geleneksel Türk müziğinin yapı ve ifade özelliklerine aykırı düşmemek koşuluyla önem arz etmektedir. Öyle ki Türk müziğinin çok seslendirilmesi ilgili yapılan bazı çalışmalar, müziğin geleneksel üslubunu yok etmiş ve bu durum, “Türk Müziğinde çok sesli çalışmalar yapılmalı mı, yapılmamalı mı” tartışmasını beraberinde getirmiştir. Bu tartışmalar çok yaygın olmamakla birlikte hala süredursun, ben, ana hatlarına zarar vermemek şartıyla Türk Müziğinin çok seslendirilmesi konusunda herhangi bir sakınca görmüyorum. Hatta düşüncem o ki; aşırı koruyucu disiplinler, zaman zaman bu koruyuculuğu abartıp, Türk Müziği üzerinde baskıcı bir anlayış oluşturmuşlar ve bu durum, müziğimizin kendi kimliğini ‘paylaşmasına’, dolayısıyla gelişmesine engel olmuştur. Türk müziği icra eden oda müziği topluluklarının sayı bakımından az olması, sanırım çok sesliliğe duyulan ön yargının yansıması. Okumaya devam edin...

Müzik ve Demokrasi

Müzik, Konfüçyüs’ün deyimiyle; gök ve toprak arasında bir uyumdur. Yani birleştiricidir. İşte bu noktada, bu yazınında temel konusunu oluşturan şu soru beliriyor aklımda; Böyle birleştirici bir unsur olan müziğin bağlayıcı yönünden, son günlerde iyice yıpratılan ülkemiz demokrasisi de nasibini alamaz mı? Bin yıldır aşıklarımız, ozanlarımız; düşüncelerini, sevdiklerini, duygularını müzikle dile getirmişler. Tüm tepkilerini müzikle ortaya koymuşlar. Okumaya devam edin...